mimari tasarımda hareket ve zamana bağlı algoritmik modelleme: tabiat fenomenleri etkisinde matematiksel eğriler
Bu araştırma; konvansiyonel disipliner bakış açısının sonuç ürünü merkeze koyan yaklaşımına karşı, tasarımın süreç kurma ve bunu yönetme becerisini irdeler. Tabiatta hareket eden bir küre nesnesinin gerçek zamanlı verileri üzerinden, yer çekimi ve rüzgâr gibi dış kuvvetlerin etkisi altında oluşan matematiksel eğrileri ve bu eğrilerin topolojik düzlemde ürettiği bilgi içeren yüzey varyasyonlarını ortaya koyar. Çalışma; kavram, deney, gözlem ve model aşamalarıyla kurgulanmış, sabit bir form yerine her duruma uyumlanabilen açık kodlu bir tasarım süreci modeli sunar.
deneysel araştırma kurgusu ve metodoloji
kavram · deney · gözlem · model
Aristoteles, Newton ve Einstein üzerinden zaman/hareket okumaları; Greg Lynn animasyon tekniği, kuvvetler dengesi (Gaudi, Otto) ve izomorfik yüzey (blob) teorisi.
Kronofotografi (Muybridge & Marey) tekniği ile hareket yakalama. Doğrusal, Dairesel ve Möbius Şeridi yörüngelerinde 1:1 fiziksel ve dijital form bulma deneyleri.
3 farklı ağırlık setiyle (40g, 140g, 240g) yer çekimi - tepe noktası ilişkisi; kapalı ve açık alanda (Suadiye & Tadah) gerçek zamanlı rüzgâr etkisi analizleri.
Rhinoceros3D + Grasshopper üzerinde parametrik algoritma; materyal yoğunluğu, etkileşim alanları (Cocoon) ve 10 farklı topolojik yüzey varyasyonu.
kavramsal çerçeve: zaman, kuvvet ve biçimin evrimi
Bu bölüm, mimarlık disiplininde biçim üretimini durağan koordinat sistemlerinden çıkarıp zaman, hareket ve kuvvet ilişkileri üzerinden yeniden tanımlar. Felsefi ve fiziksel zaman okumalarından hareketle, doğal kuvvetlerin dengesi ve hesaplamalı tasarım ortamında dinamik biçim arayışları temellendirilir.
zaman ve hareket okumaları: platon'dan einstein'a
Tasarım pratiğinde zamanın bir parametreye dönüşmesi, zaman-hareket ilişkisinin tarihsel süreçteki felsefi ve fiziksel dönüşümüyle doğrudan bağlantılıdır:
Timaeus diyaloğunda Platon, gezegenlerin ve sabit yıldızların düzenli hareketini zamanın yaratılışının merkezine koyar. Zaman, gök cisimlerinin sayılabilir, yinelenen ve döngüsel devinimleriyle tanımlanır. Platon için düzensizlik metafiziksel bir alandır; zaman ise iki ucundan sınırlandırılmış lineer bir doğru parçası değil, sonsuz bir döngü içinde kendi üzerine kapanan dairesel bir çizgidir. Bu anlayış, hareketin varlığını zamanın ön koşulu olarak kabul eder.
Fizik IV (10-14) metinlerinde zamanı doğrudan "değişim" kavramı üzerinden kurar. Zaman, öncesi ve sonrasına göre sayılan hareketin sayısıdır. Aristoteles için "şimdiki an" (now), geometrik bir doğru üzerindeki nokta gibidir; bir uzantısı ya da süresi yoktur. Geçmiş ile gelecek arasında hem kesin bir sınır oluşturur hem de onları birbirine bağlar. Değişim hızlanıp yavaşlayabilirken zaman sabittir; dolayısıyla zaman değişimin kendisi değil, hareketin akışı içindeki düzenleyici sınırdır.
Principia (1689) ile birlikte zamanı duyusal algılardan ve fiziksel değişimlerden tamamen ayırır. Göreli ve duyusal zamanın aksine, "mutlak ve matematiksel zaman", harici hiçbir nesne veya kuvvetle ilişkisi olmaksızın kendi doğası gereği tekdüze akar. Aristoteles’in aksine burada zaman öncüldür; hareket ise bağımsız bir matematiksel değişken olan zamanın fonksiyonu haline gelir. Hız, ivme, momentum ve kuvvet gibi tüm fiziksel nicelikler bu mutlak zaman çizgisi üzerinde tanımlanır.
İzafiyet kuramıyla birlikte Newton’un "herkes için aynı olan mutlak zaman" kabulünü yıkar. Zamanın akışı, gözlemcinin hareket durumuna ve referans çerçevesine göre değişir. Einstein, üç boyutlu kartezyen Öklid uzayı ile çizgisel zamanı birbirinden bağımsız değişkenler olarak ele almak yerine, zamanı (t) uzay koordinatlarına (x, y, z) katarak dört boyutlu "uzay-zaman" (Minkowski uzayı) sürekliliğini kurar. Mimaride biçim artık durağan bir koordinat dizisi değil, uzay-zaman içinde sürekli deforme olan devingen bir durum olarak tanımlanır.
mimaride animasyon tekniği ve greg lynn
Greg Lynn, mimarlıkta geleneksel statik koordinat düzlemini (nötr Öklid uzayı) terk ederek, tasarım alanını kuvvetlerin ve hareketin aktif etkileşim ortamı olarak yeniden kurar. Lynn'in Animate Form (1999) ve Calculus-based Architecture teorileri doğrultusunda animasyon; salt bir hareket temsil aracı değil, sanal uzayda yer çekimi, rüzgâr, akışkanlık ve zamansal vektörlerin kuvvet alanları olarak tanımlandığı bir biçim üretim sürecidir.
Bu süreçte mimarlık tarih boyunca zamanı yalnızca yapının inşa sonrası eskimesi veya deneyimlenmesi bağlamında tartışırken, Lynn zamanı doğrudan biçimin kavramsallaştırıldığı, geliştiği ve büyüdüğü "tasarım sürecinin kurucu parametresi" haline getirir. Biçim artık sabit bir koordinat kümesi değil, zamana bağlı sürekli bir diferansiyel değişim durumudur. Sıcaklık, yer çekimi, rüzgâr akışları ve yoğunluklar gibi dış etkenler, tasarım ortamında biçimi deforme eden sayısal vektör alanları olarak kurgulanır. Bu deformasyon bir yapısal hasar değil; değişen girdiler karşısında biçimin uyumlanarak geçirdiği topolojik dönüşümdür.
beş kuramsal düşüncenin tezdeki ilişkisi ve sentezi
Tez kapsamında bu beş düşünce çizgisel bir tarihsel sıralama olarak değil, birbirini tamamlayan metodolojik bir kurgu olarak ele alınır. Platon’un dairesel zaman kavrayışı topun havada çizdiği hareketin periyodik ritminde ve Möbius şeridinin kapalı topolojik sürekliliğinde operasyonel hale gelirken; Aristoteles’in zamanı değişim sınırlarına indirgeyen bakışı, hareketin kronofotografik kayıtlarla dondurulmuş "şimdiki an" kesitlerine ayrılmasında karşılık bulur. Newton’un bağımsız zaman çizgisi ve hareket mekaniği, topun uzayda çizdiği parabolik izlerin rastlantısal değil, yer çekimi ve kütle kuvvetleriyle tamamen hesaplanabilir matematiksel eğriler olduğunu temellendirir. Einstein’ın Öklidyen uzayı zaman boyutuyla birleştiren dört boyutlu uzay-zaman sürekliliği ise ardışık fotoğraf anlarının kartezyen sınırları aşarak topolojik bir yörünge oluşturmasını sağlar. Bütün bu felsefi ve fiziksel altyapı, Greg Lynn’in animasyon tekniği ve izomorfik yüzey (blob) kuramıyla birleşerek nihai bir ürün hedefinden ayrılır; tabiat fenomenlerinin gerçek zamanlı kuvvetleriyle anlık olarak deforme olan, esneyen ve bilgi üreten açık kodlu bir tasarım süreci modeline dönüşür.
kuvvetlerin dengesi ve fiziksel form bulma
Uzayda hareket eden her nesne kendi zamansallığı içinde iç ve dış kuvvetlerin etkisinde pozisyon alır. Gotik tonozlardan itibaren yapısal kuvvet ve biçim birlikte düşünülmüş; Antoni Gaudí (Sagrada Familia asma ipler modeli) ve Frei Otto (sabun köpüğü deneyleri ve Münih Olimpiyat Stadyumu), yer çekimi ve yüzey gerilimi gibi tabiat fenomenlerini fiziksel ortamda simüle ederek en uygun biçimi araştırmışlardır. Bu yaklaşımlar, kuvvetleri fiziksel veri olarak okuyup tasarım parametrelerine dönüştüren öncü modellerdir.
topolojik dönüşüm ve elastik şerit yörüngeleri
Topoloji, şekil ve boyut deformasyona uğrasa bile korunan niteliksel ilişkileri inceler. Araştırma kapsamında zaman düzlemi, "elastik bir şerit" geometrisi üzerinden üç aşamalı topolojik dönüşümle kurgulanmıştır:
- (1) Doğrusal Yörünge: Şeridin açık ve düzlemsel eksende yerleşimi.
- (2) Dairesel Yörünge: Şeridin esnetilerek uçlarının birleştirilmesiyle elde edilen radyal döngü.
- (3) Möbius Şeridi: Şeridin kendi ekseni etrafında bir tur döndürülüp birleştirilmesiyle oluşan, iç ve dış ayrımını ortadan kaldıran tek yüzeyli topolojik süreklilik.
izomorfik yüzeyler (blob / metaball)
Platonik bir katı olan küre nesnesi dış kuvvetlerden izole edildiğinde durağan bir geometriyken, komşu kuvvetlerle etkileşime girdiğinde bilgi depolayan ve etki alanı yayan bir damlaya (izomorfik yüzey / blob / metaball) dönüşür. Bloblar birbirine fiziksel olarak temas etmeden de etki alanlarının kesişmesiyle kaynaşır, bükülür, birbirine doğru akar ve anlık kuvvet değişimlerine göre kendini sürekli yeniden organize eden esnek bir üst-topoloji üretir.
İzomorfik yüzey modellemesinde her bir küre, merkezinden dışarıya doğru azalan bir etki alanı (field of influence) tanımlar. İki veya daha fazla blobun etkileşim alanları üst üste bindiğinde, sistem bu alanların yoğunluk değerlerini matematiksel olarak toplar. Belirli bir eşik değerinde (threshold) yüzey sınırları yeniden hesaplanarak küreler arasında akışkan ve sürekli bir topolojik birleşme sağlanır.
hareket: top hareketi
Araştırma odağı topun hareketidir; bedenin hareketi kapsam dışıdır. Topun zamansal yer değiştirmesi; elden gelen itme kuvveti, hava sürtünmesi, rüzgâr ve yer çekiminin dinamik dengesiyle biçimlenir. Sürtünme kuvveti vektörel olarak itme yönünün tersine işlediği için modele iştme bileşeni içinde dahil edilir.
Diyagram 5. Topun Hareketinde Etki Eden Kuvvetler
Başlangıçta itme kuvveti yer çekiminden büyüktür ve top y ekseninde yükselir. Tepe noktasında itme ve yer çekimi kuvvetleri vektörel olarak eşitlenir, düşey hız sıfıra iner. Ardından yer çekimi baskın çıkarak topu iniş rotasına yönlendirir. Bu süreç hesaplanabilir bir matematiksel parabol üretir.
Diyagram 6. Topun Hareketinde Etki Eden Kuvvetler
Bu hareketi sistematik olarak kaydetmek için jonglörlük disiplininden faydalanılmıştır. Topun yer çekimi altındaki yüksekliği, havadaki kalış süresiyle doğrudan ilişkilidir. Bu ritmi sayısal olarak temsil etmek için Paul Klimer tarafından 1985'te geliştirilen Siteswap matematiksel notasyon dili kullanılır.
Diyagram 7. Siteswap Notasyonu (Kaynak: maths.ox.ac.uk/outreach/oxford-mathematics-alphabet/j-juggling)
Notasyon, topların zamana bağlı konumlarını sayılarla ifade eder. Tek sayılar topun el değiştirdiğini, çift sayılar ise aynı ele döndüğünü gösterir. Araştırma modelinde iki temel hareket dizisi karşılaştırmalı olarak çözümlenmiştir: Temel hareket 333 (kaskat) ve alternatif asimetrik hareket 423.
Diyagram 8. Alternatif Hareket - 423
deney: hareket yakalama ve form bulma
Fiziksel dünyadaki hareket verisinin sayısal ortama aktarılması için 19. yüzyıl kronofotografi teknikleri (Muybridge & Marey) referans alınmış ve dijital algoritmalarla geliştirilmiştir.
deney araçları: hareket yakalama teknikleri
Vitrivius'a (M.Ö. 80-15) göre insan bedeni kendi içinde statiktir ve tüm geometrilerin kaynağıdır. Bu görüşü tekrar yorumlayan Leonardo Da Vinci (1452-1519), bedenin statik olmadığı, ayakta ve hareket halinde olduğu çizimi 'Vitruvian Man' (1492) eskizinde uygulamıştır (Fotoğraf 9). Leonardo Da Vinci, bu sistemi, insan bedeni için on altı olası pozisyonun aynı çizimde sistematik hale getirip, daire ve kare çizerek, bedenin geometri ile olan ilişkisini göstermiştir. Bu dinamizm, bedenin hareketinin ilkel bir temsilidir. Da Vinci, zaman/hareket ilişkisini görselleştirmiştir.
Fotoğraf 9. 'Vitruvian Man' eskizi (Kaynak: leonardodavinci.net/the-vitruvian-man.jsp)
Zaman/hareketi temsil etmek, 19. yüzyılın başlarında hareketi yakalamak olarak tanımlanmaya başlamıştır. Eadweard Muybridge (1830-1904) ve Etienne Jules Marey (1830-1904) kronofotografi (chronophotography) adını verdikleri, fotoğrafların zamansal bir düzende çekilmesi ve kurgulanmasıyla, hareketi temsil ettikleri bir teknik geliştirmişlerdir. Kronofotografi, sinema disiplininin altyapısını oluşturmuştur. Teknoloji ilerledikçe, kronofotografinin mantıksal düzeni, günümüzde hareketi kolaylıkla yakalayabilen kamera, telefon, hareket sensörü gibi araçları ortaya çıkarmıştır. Bu tezde; kronofotografi tekniği, 'Kinect' hareket sensörü, 'Motion Capture Suit' teknolojisi açıklanmıştır.
Araştırmadaki deneylerin altyapısı, kronofotografi tekniği ile kurgulanmıştır. Hareket yakalamanın yazılımsal düşüncesini anlamak için kinect ve motion capture teknolojisi ile deneyler yapılmıştır. Fakat bu sensörlü deneylerin geliştirilmesi doktora sonrası çalışmalarda planlanmaktadır.
kronofotografi tekniği
Kronofotografi, zaman içindeki hareketin seri fotoğraflar çekilerek yakalanmasıdır. Beden hareketini göstermenin metodunu arayan iki araştırmacı, Etienne-Jules Marey ve Eadweard Muybridge tarafından aynı zaman diliminde farklı ülkelerde kronofotografi tekniğini geliştirmişlerdir. Her ikisi de farklı tekniklerle grafiksel olarak beden hareketini göstermeye odaklanmıştır. Çok kısa ve eşit zaman aralıklarında çekilen bir dizi anlık fotoğraf çekme sistemi tasarlamış ve bu da beden hareketlerini analiz etmelerini sağlamıştır. Bu sistemler, bedensel hareketi temsil teknikleriyle belirlenen sınırlar dahilinde mümkün olan en küçük zamansal ve uzamsal parçalara ayırmıştır. Muybridge, hareketi gösterirken sıralı birden çok fotoğrafı kullanmıştır. Marey ise birden çok fotoğrafı tek bir fotoğrafta birleştirerek hareketi göstermiştir. Muybridge ve Marey, kronofotografi tekniği ile hareket analizini somutlaştırıp, teknolojinin gelişmesine altyapı sağlamıştır.
eadweard muybridge kronofotografisi
İngiliz-Amerikalı fotoğraf sanatçısı Eadweard James Muybridge, hayvan ve insan hareketlerinin fotoğraflarıyla California'da hareket analizine öncülük etmiştir. 1870'lerin sonlarında, koşan bir atın dört ayağının zemine temas edip etmediği tartışmasına, koşan bir atın eşit zaman aralığında seri fotoğraflarını çekerek, ayakların zemine temas etmediği durumu kanıtlamıştır (Fotoğraf 10). Yeniden kaydedilen her çerçeve, at bir dizi hizalanmış kameraya bağlı bir telin üzerine bastığında yakalanmıştır. Muybridge'in yalnızca bir dizi hareketsiz resimleri olmasına rağmen, öznenin hareketi hakkında bir izlenim elde etmek mümkündür. Böylece belli bir zaman aralığıyla hareketin evrelerini ve eşit zaman aralığındaki dönüşümü gözlemlenmiştir.
Fotoğraf 10. Muybridge'in Koşan At Fotoğraf Serisi (1878) (Kaynak: smarthistory.org)
Muybridge, kronofotografi tekniği ile hareketin görselleşip diyagram haline gelmesi üzerine çalışmıştır. Sıralı koyduğu fotoğraf makinelerinin saliselik farklarla fotoğraf çekmesi için saat mekanizması geliştirmiştir (Diyagram 9). Çektiği fotoğrafları art arda koymasıyla da hareketin görsel temsilini keşfetmiştir.
Diyagram 9. Muybridge'in Seri Fotoğraf Çekim Sistemi
Muybridge, modelin geometrik şeklini tanımlamak için senkronize diziler (ayrı zaman çerçeveleri) yaratmıştır. Bunlara uzay zaman modeli bir diğer adıyla kronoform demiştir. Bedenlerin uzaydaki farklı noktalarını gözlemlemek için ileri veya geri hareket etmelerini sağlayan bir modeldir. Kronoform, belirli bir olayın anlatımını görselleştirerek, geometrik bir yol yörüngesiyle tanımlanan kontrollü bir dizide sıralanan anlar aracılığıyla resmederek, bir dizi anın ortaya çıkmasıdır. Bu da yörünge yolunun geometrisini ve uzunluğunu tanımlarken biçimin dinamik olmasını sağlar.
Sonuç olarak, kronofotografinin ortaya çıkmasıyla zamanın yansıtılması ön plana çıkmıştır. Şimdiki anı kaydetme özelliğine sahip olan fotoğraf disiplini, zamanı nesnelerin hareketiyle ilişkilendiren Aristoteles'in zaman anlayışına referans vermektedir. Fotoğraf, şimdiki anı kaydettiğine ve bu sayede geçmiş ile gelecek arasında bir sınır oluşturduğuna göre 'kaydetme anı' durdurulan şimdiki zamanın geçmiş ve gelecek arasında hem sınır hem de bağlantı olduğunu ileri süren Aristoteles'in zaman anlayışı çerçevesinde değerlendirilebilir. Bu noktada Muybridge, kronofotografi tekniği ile bir eylemin parçalanmış hareketinin her aşamasını ve kaydedilen tüm aşamalarla ilişkili olarak uzaydaki konumunu gösteren, eylem halindeki çeşitli modellerin salınım diyagramlarını veren çalışmalar yaptığı gözlemlenir.
etienne-jules marey kronofotografisi
Etienne-Jules Marey, Fransa'da yaşamış olan fizyolog ve fotoğraf sanatçısıdır. Tıp alanında hayvan ve insan hareketleri üzerine araştırmalar yaparken, fotoğraf disiplini ile birleştirip hareket analizleri yapmıştır. Marey de Muybridge gibi sinemanın altyapısını oluşturan araştırmacılardan biridir. Marey, "Le Mouvement" kitabında kronofotografinin amacının, hareket eden nesnelerin işgal ettiği uzaydaki farklı konumları, yani yörüngesini temsil ederek, bir hareketin karakterlerini kesinlik ile belirlemek olduğunu yazmıştır. Marey, kronofotografik kayıtlarının matematiksel çalışmasının oldukça karmaşık ve sınırlı ilgi alanı olacağını yorumlasa da belirli nesnelerin hareketinin tipik olarak matematiksel biçimler ürettiğini de kabul etmiştir.
Fotoğraf 11. Marey'in Top Hareketi Kronofotografı (1886)
Fotoğraf 11, Marey'in topun zaman/hareket ilişkini gözlemlediği kronofotografidir. Bu fotoğrafta zaman düzleminde topların arasındaki mesafelerin zeminden uzaklaştıkça azaldığını görmekteyiz. Ancak Marey'in bu fotoğrafla ilgili ikili ilişkilerin aralık farkını gösterdiği bir diyagramının olmadığı görülmüştür. Marey sadece hareketin izinin oluşturduğu doğal eğri ve hareketin ikili tekrarları ile ilgilenmiştir. Bu kronofotoğraf, araştırmada yapılan deneylere yön vermiştir. Topun oluşturduğu doğal eğri ile ikili zaman/hareket ilişkilerini de sorgulatmıştır.
Marey, görüntünün üzerine yerleştirilen dilin sözlü değil, biçimsel olduğunu fark etmiştir. Bir hareket alanı ve bir hareket süresine ek olarak, hareket anlayışının ortaya çıkan biçimin farkındalığıyla rafine edildiğini ve soyut düşüncenin bağımsız bir nesnesi olarak bu biçimin işlenmek için uzaydan ve gerçek zamandan çıkarılabileceğini göstermektedir. Bu hareket analizleri, hareketi oluşturan bedenin dönüşümlerini irdeler ve zamansal olarak kuvvet dengesini göstermektedir. Marey'in uçan kuş kronofotografisi örneğini ele aldığımızda (Fotoğraf 12):
Fotoğraf 12. Marey'in 'Bird in Flight' Kronofotografisi (Kaynak: metmuseum.org)
Diyagram 10. İkili Zaman/Hareket İlişkileri Diyagramı
Diyagram 10'da ikili ilişkilere baktığımızda kanat hareketinin tekrarı gözlemlenir. Ancak tekrar içinde kanatlar arası mesafe azalmaktadır ve kuş 1. durumdan 3. duruma geçtiğinde, 1. duruma göre yükselmiştir. Bu durumda, kuşun havalanması için kanatlar arası mesafenin azalması gerekmektedir. Bu da kanat üzerinde oluşan kuvvetlerin dengesinin zaman/harekete göre dönüştüğünü göstermektedir. Bu dönüşüm, hava yoğunluğu, rüzgâr, sürtünme kuvveti, yer çekimi gibi kuvvetlerin yanında kanat yüzey alanı, kanadın iç yapısına ve biçimine bağlıdır. Aynı top hareketinde olduğu gibi ikili ilişkiler, birbirleri ile entegre olmaktadır. Ortaya çıkan iz yumuşamaktadır.
Marey, hareketin akışının ölçülmesiyle ilgilenmiştir. Bu yüzden Marey, tek bir fotoğraf karesi üzerinde tüm zaman/hareketi görmeyi amaçlamıştır. Grafiksel kayıt metotlarını geliştirmek için bir sürü modern kayıt cihazlarını (osiloskop, elektrokardiyograf gibi) temel almıştır. Marey, fotoğrafta istediği salt hareketi yakalamak için, yansıtıcı metal şeritler takan veya beyaz çizgili takım elbise giyen insanları siyah bir arka plan önünden hareket ettirmiştir. 100ms'de flaş kullanarak çekimler yapmış ve çizgiler dışında kafa karıştıran görüntüleri elemesini sağlamıştır (Diyagram 11-12).
Diyagram 11. Marey'in Şerit ve Çizgilerle Hareket Yakalaması
Diyagram 12. Marey'in Şerit ve Çizgilerle Hareket Yakalaması
Diyagram 11 ve 12'de Marey, beden üzerindeki değişim noktalarının hareketini zamanı ardışık kullanarak bir diyagramatik ifadeye dönüştürmüştür. Fotoğrafları birleştirdiği aralık her zaman eşittir. Aralıkları eşit kullanması Marey'in kararıdır ve bu da gösteriyor ki fotoğraflar arası uzaklıkla ilgilenmemiştir. İkisinde de aynı hareket olmasına rağmen diyagram 12'nin diyagram 11'den farkı, hem bedendeki değişim noktalarının daha fazla olması, hem de fotoğraflar arası mesafenin daha az olmasıdır. Bu da çıkan grafikteki eğrilerin daha yumuşamasıdır.
Sonuç olarak, Marey'in fotoğraflarında hareketin fazları eşzamanlı bir görüntüye dönüşür. Bu da hareketin uzayda bıraktığı izler olarak gözlenmektedir. Burada hareketin hem zamansal hem de uzamsal özellikleri hakkında tek bir fotoğraftan bir fikir edinmeyi mümkün kılmaktadır. Fotoğraf 13'te Marey, beden ve nesneler üzerindeki değişimi araştırdığı görülmektedir. Kurguladığı kronofotoğraflarda, kuvvet dengelerinin zamansal açılımları gözlemlenmektedir.
Fotoğraf 13. Marey'in Çalışmaları (Kaynak: Scientific American, 1914)
Marey ve Muybridge'in kronofotografi teknikleri, zaman/hareket ilişkisinin beden ve nesne üzerindeki değişimleri göstermektedir. İki teknikte de hareket, zamanın ardışık ve eşit aralıklarla kullandığı şekilde ifade edilmiştir. Ancak Muybridge'in tekniği topolojik düşünmeye daha açıktır. Marey'in tekniği daha çok kartezyen düşünmeyi önermektedir. Ayrıca Muybridge, çektiği fotoğrafları sırayla dizerek bir diyagram oluşturmuş, Marey ise çektiği fotoğrafları, tek bir fotoğraf karesinde toplamıştır.
kinect hareket sensörü
Kinect, derinlik bilgisini sürece dahil ederek uzamsal hareketi anlık olarak dijital ortama aktaran bir hareket kodlayıcı sensördür. Kızılötesi lazer projektörü ve derinlik kamerası sayesinde kullanıcının eklem noktalarını örüntü tanıma algoritmalarıyla tarar. İnsan anatomisi üzerinde 20 farklı eklem noktasını kartezyen koordinat sistemi (x, y, z) olarak haritalandırır.
| bölgeler | |
|---|---|
| baş | sağ diz |
| sol omuz | sol ayak |
| sağ omuz | sol ayak bilek |
| sol dirsek | sağ ayak bilek |
| sol bilek | boyun |
| sağ bilek | sağ ayak |
| sağ el | sol kalça |
| sol el | sağ kalça |
| sol diz | orta kalça |
| sağ dirsek | göğüs |
Cihaz, algıladığı mekânsal ve bedensel verileri gerçek zamanlı nokta kümelerine (point cloud) dönüştürür. Bu nokta kümeleri, hareketin üç boyutlu uzamda hacimsel ve yüzey oluşturma potansiyellerini açığa çıkarır. Tez kapsamında hareket yakalama yazılım mantığını çözümlemek adına Kinect ile iskelet tanıma ve yüzey türetme deneyleri gerçekleştirilmiştir.
Kinect Nokta Bulutu ve Zaman Parametresiyle Hacim Analizi
motion capture suit teknolojisi
Motion Capture (Mocap) teknolojisi, harici bir kameraya bağımlı kalmadan beden üzerine giyilen sensörlü bir kıyafet (süit) aracılığıyla fiziksel performansı doğrudan sayısal veriye dönüştürür. Süit üzerindeki kablo ve eylemsizlik sensörleri, eklem hareketlerini Wi-Fi üzerinden bilgisayara aktararak kartezyen koordinatları yüksek hassasiyetle ve eksiksiz bir şekilde kaydeder.
kronofotografi deneyleri
Kronofotografi ile hareket yakalama tekniği üzerine deneyler yapılmıştır. Muybridge ve Marey, o dönemin teknolojisi ile çektikleri fotoğrafları hareket yönünde fotoğraflar çekmiştir. Sonra onları sıralı bir şekilde dizerek veya üst üste koyarak, hareketi ifade etmiştir. Sonuç olarak, kronofotografi tekniğine göre, bu araştırma için topların hareketlerinin algılandığı fotoğraflar çekilmiştir. Marey ve Muybridge gibi seri fotoğraf çekmek yerine hareketin videosu çekilip, video çekim karesine bağlı olarak fotoğraflara dönüştürülmüştür.
Fotoğrafları çekmek için önce video çekim alanı hazırlanmıştır. Fotoğraflarda topları arka plandan ayırmak için yeşil perde tercih edilmiştir. Ayrıca yerel perdede, topların hareket ettirenin gölgesinin oluşmaması için yeterli ışık kaynağı sağlanmıştır.
Kamera ile iki saniyelik video çekimi yapılmıştır. Zaman belirlenirken her topun bir kez, atıldığı elden yine aynı ele gelmesi durumu sağlanmıştır. Video, 24 fps ile çekilerek (Saniyede 24 kare fotoğraf) toplamda 48 fotoğraf elde edilmiştir. Videoyu fotoğraflara ayırma işlemi ise Adobe Premiere programı ile yapılmıştır.
Deneylerde kullanılması için oluşturulan 48 fotoğraf, Muybridge ve Marey teknikleri kullanılarak, iki farklı diyagram oluşturmuştur. Diyagram 14’te fotoğraflar soldan sağa okunarak, hareketin zamansal parçaları gösterilmiş, Diyagram 15’te ise hareketin zamansal parçalarının oluşturduğu eğri gözlemlenmiştir. Bu diyagramlar deneylerin altyapısını oluşturmaktadır. Bu deneylerde, topların hareketinin zaman parametresine bağlı olarak oluşturduğu eğriler araştırılmıştır. Deneyler fiziksel deneyler ve dijital deneyler olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bu diyagramlardan okunan deney parametreleri; Yörünge, fotoğraflar arası mesafe ve fotoğrafların sayısıdır. Deneyler, kavram bölümünden gelen referanslarla ve yapılan kronofotografi diyagramları üzerinden kurgulanmıştır.
Diyagram 14. Muybridge Tekniği ile Kronofotografi
Diyagram 15. Marey Tekniği ile Kronofotografi
kronofotografi fiziksel deneyleri
Araştırmanın başlangıç deneyleridir. Zaman/hareket ilişkisini irdelemek ve topun izinin oluşturduğu eğri gözlemlemek için yapılmıştır. Fiziksel deney sonucu ortaya çıkan modellerin okunması, dijital deneylerin altyapısını kurgulamayı sağlamıştır. Topolojik düzlem bölümünden referans alınan yörüngeler (Doğrusal, dairesel, mobius şeridi) fiziksel modelleri yapılmıştır. Bu deneyler sonucu tasarım parametreleri geliştirileceği için, sadece temel hareket kullanılmıştır.
deney 1: doğrusal
Deneyde 18 fotoğraf 2 cm aralıklar ile doğrusal şekilde yerleştirilmiş ve aralarında 0,11 saniyelik zaman farkı vardır. Bu fiziksel modeldeki amaç, top hareketinin zaman içerisinde doğrusal olarak oluşturduğu izi gözlemlemektir.
Temel Hareketin Doğrusal Yörünge ile Fiziksel Modeli
- Fiziksel modelde topun zaman düzlemindeki hareketini ifade eden ipler, oluşan eğrileri algılamayı sağlamıştır. Eğriler arası ilişkiler gözlemlenmiştir. Fotoğraflar arasındaki mesafe, topun oluşturduğu izin eğriliği ile doğru orantılıdır. Aralık arttıkça, eğriyi oluşturan kontrol noktalarında yumuşak geçişlerin olduğu gözlemlenmiştir.
- Fiziksel modelde eğrilerin tekrarı gözlemlenmiştir. Gerçek zamanlı bir çekimden alınan fotoğraflar olduğundan, top üzerindeki tüm kuvvetlerin etkisinde doğal bir eğri oluşturduğu gözlemlenmiştir. Eğri, milimetrik farklarla da olsa hep farklı noktalardan geçmiştir. Buradaki farkın nedeni gerçek zamanlı verilerin, topu atma kuvveti ve açısına sahip olmasındandır. Top hareketinin oluşturduğu eğrilerin doğrusal bir yörüngede gitmesi, hareketin devamında nasıl eğrilerin oluşacağına dair algıyı kolaylaştırmıştır.
- Toplar, uzayda aynı noktalardan geçmesine rağmen, doğrusal olarak ilerleyen hareketlerinin eğrileri, birbiriyle kesişmiyordur. Başka bir deyişle, fiziksel modelde ipler birbirlerine değmemektedir. Eğrilerin kesişmeleri için uzayda aynı zamanda aynı noktadan geçmeleri gerekmektedir. Bu noktada toplar birbirlerine çarparlarsa, kesişim noktası oluşur.
deney 2: dairesel
Deneyde 48 fotoğraf dairesel şekilde yerleştirilmiştir. Fiziksel modelde fotoğraflar açılı olarak uzun kenarı 2,75 cm kısa kenarı 2 cm aralıklar ile yerleştirilmiş ve aralarında 0,11 saniyelik zaman farkı vardır. Bu fiziksel modeldeki amaç, top hareketinin zaman içerisinde dairesel olarak oluşturduğu izi gözlemlemek ve döngüselliği araştırmaktır.
Temel Hareketin Dairesel Yörünge ile Fiziksel Modeli
- Topların hareketini ifade eden ipler, dairesel yörüngede eğrileri oluşturmuştur. Doğrusal modelinden sonra topolojik düzlemi algılamaya zemin oluşturmuştur.
- Yörüngenin dairesel olması, hareketin başlama karesiyle bitme karesi aynı noktaya yerleşmesi demektir. Fakat topların uzaydaki konumlarının farklı olduğu gözlemlendi. Bu durum, yörünge dairesel olsa dahi döngüselliğin olmadığını göstermektedir.
- Fotoğraflar arasındaki mesafeler bir yay oluşturmuştur. Bu da yay ne kadar küçük olursa, eğriyi oluşturan kontrol noktalarında yumuşak eğriler oluşurken, aralığın azalması daha derin eğrilerin oluşmasını sağlamıştır.
- Fiziksel modelde eğrilerin tekrarı gözlemlenmiştir. Bu modelde hareket merkeze bağlı rotasyon yaptığı için, ritim belirginleşmiştir.
deney 3: mobius şeridi
Deneyde 34 fotoğraf mobius şeridi üzerine yerleştirilmiştir. Mobius şeridi, bir doğrusal şeridin, bir kere döndürülüp, uçlarının birleştirilmesi ile oluşan bir topolojik durumdur. Bu deney, dijital deneylerden sonra yapıldığı için topolojiye referans veren bir model olmuştur. Fiziksel modelde fotoğraflar, eşit aralıklarla 4 cm aralıklar ile yerleştirilmiş ve aralarında 0,28 saniyelik zaman farkı vardır. Bu fiziksel modeldeki amaç, top hareketinin zaman içerisinde topolojik bir düzlemde oluşturduğu izi gözlemlemek ve eğrilerin yol boyunca dönmesini araştırmaktır.
Temel Hareketin Mobius Şeridi ile Fiziksel Modeli
- Topların hareketini ifade eden ipler, Mobius şeridi üzerinde eğrileri oluşturmuştur. Eğriler yüzey boyunca dönerek, başladığı noktaya gelmişlerdir.
- Birinci ve ikinci deneye göre eğriler zemine referans vermeden oluşmuştur. Bu noktada eğriler, topolojik olarak gözlemlenmiştir.
- Yörüngenin mobius şeridi olması, hareketin başlama karesiyle bitme karesi aynı noktaya yerleşmesi demektir. Fakat bu modelde de topların uzaydaki konumlarının farklı olduğu gözlemlendi.
- Fotoğraflar arasındaki mesafe eşit ayarlanmasına rağmen yüzey döndürüldüğü için fotoğrafların üst noktaları arasının farklı ölçülere sahip olduğu gözlemlenmiştir.
- Fiziksel modelde eğrilerin tekrarı gözlemlenmiştir. Bu modelde hareket topolojik düzlemde döndürüldüğü için, eğrilerde de dönme gözlemlenmiştir.
- Mobius şeridinin topolojik etkisi, modelle birlikte daha anlaşılır hale gelmiştir.
fiziksel deneylerin tartışılması
Fiziksel Modeller - Deney 1, 2, 3
Bu üç deneyde top hareketinin zamansallık üzerinden izi, eğrileri oluşturmuştur. Bu eğriler, ipler sayesinde açıkça gözlemlenmektedir. Deneylerde, fotoğraf arası mesafelerin üç modelde de ayrı olması, eğrinin pürüzsüzlüğünün aralığa göre değiştiğini göstermektedir. Birinci deneyde derin eğriler oluşurken ikinci ve üçüncü deneylerde eğriler daha yumuşaktır. Üçüncü deney, dijital deneylerden sonra yapıldığı için, modelin zeminle ilişkisi daha azdır ve topolojik düşünceyi daha iyi algılatmıştır. İpler, üç deneyde de birbirlerine temas etmemektedir, başka bir deyişle eğriler uzayda kesişmemektedir. Birinci deneyde, hareketin doğrusal yörüngede sonsuza kadar devam edebileceği görülmektedir. İkinci ve üçüncü deneyde, başlangıç ve bitiş kareleri aynı noktada olmasına rağmen, eğriler birleşmemektedir.
deney 4: marey kronofotografi tekniği
Bu deney, Marey'in kronofotografi tekniği ile oluşturulan diyagram üzerine kurgulanmıştır. Bu diyagramda top hareketinin oluşturduğu eğri gözlemlenmiştir. Fotoğraf üzerinde Adobe Photoshop programı ile topların orta noktalarından geçen eğri çizilmiştir. Temel hareketi baz alan bu diyagramda, atılan toplardan biri, harekete sağ elden başlayıp, sonra tekrar sağ elde hareketi bitirmiştir.
Temel Hareketin Eğrisi
Top hareket izinin, dış kuvvetler dengesinde doğal bir eğri oluşturduğu gözlemlenmiştir. Gerçek zamanlı hareket verileri olduğu için tepe noktaları aynı yükseklikte değildir. Topun elden çıktığı noktalar diyagramda belirtilmiştir. Deneyin kurgusunu, bu doğal eğrinin fiziksel ifadesinin zeminde birim aralıklarla yerleştirilmesi oluşturur. Tahtaya yapıştırılan diyagramda topların orta noktasına çiviler çakılarak bir kalıp oluşturulmuştur.
Doğal Eğrinin Kalıbı
Bu sistem gözlemlenen doğal eğrinin kalıbıdır. Bu kalıp üzerinden teller bükülmüştür. Birim zamana göre sağ elin ve sol elin atış ve tutuş noktalarına tahtada delikler açılarak fiziksel modeli oluşturulmuştur. Bükülen teller, tahta üzerindeki deliklere, üç birim zaman aralığı oluşacak şekilde yerleştirilmiş ve böylelikle, top hareketlerinin birim zamana bağlı grafiksel bir modeli oluşturulmuştur.
Eğrinin Kalıbıyla Oluşan Teller
Fiziksel Model - Deney 4
- Diyagramda ortaya çıkan eğri, bir parabol denklemi önermektedir. Bu eğri, fizikte eğik atış denklemi ile tanımlanan bir paraboldür. Bu eğri üzerindeki kuvvetlerin dengesi gözlemlenmiştir.
- Gerçek zamanlı hareket verilerinin oluşturduğu bir parabol olduğu için genel bir parabol denklemi yazmak mümkün değildir. Bunun için ölçülmesi gereken birçok farklı parametre gerekmektedir. Araştırmanın algoritmik yazılımının oluşturulmasında ek bir parabol denklemine ihtiyaç duyulmamaktadır; çünkü dijital yazılım eğrinin denklemini kendi oluşturmaktadır.
- Bükülen tel malzemesinin sertliği farklı eğri potansiyelleri oluşturmaktadır. Fiziksel model temel hareketin tekrarını vermekte ve bu tekrar bir ritim oluşturmaktadır.
- Fiziksel modelde yerleştirilen doğal eğriler zemin ile ilişki kurarak strüktürel bir sistem önermesini sağlamaktadır.
kronofotografi dijital deneyleri
Dijital deneylerin tümünde Rhinoceros3D ve Grasshopper eklentisi kullanılacaktır. Bu altı dijital deneyle, araştırmanın önerdiği algoritmanın parametreleri araştırılmış ve aralarındaki ilişkiler gözlemlenmiştir. Deney 5-6-7'de fiziksel deneyler, dijital olarak tekrarlanmış ve eğrinin oluşmasını etkileyen değişkenler parametrik hale getirilmiştir. Bu üç deneyde aynı şekilde kurgulanmıştır. Önce fotoğraflar Grasshopper eklentisine tanıtıldıktan sonra fotoğraflar nokta kümesi haline çevrilir. Nokta kümesindeki her nokta bir renk kodu içerir. Renk filtresi ile ayrı ayrı toplar tanımlanır ve orta noktaları bulunur. Son olarak, bu orta noktalar bir eğri oluşturmaktadır.
Deney 8-9-10'da eğri ve yüzey pratikleri araştırılmıştır. Bu deneyler, Deney 5-6-7'de çıkan eğrileri baz almaktadır. Deney 8, eğriler arası potansiyeli inceleyen parametrik eğri araştırmasıdır. Deney 9, top hareketinin çeşitliliği üzerinden kurgulanan eğri araştırmasıdır. Deney 10, eğrinin bir çekim alanının olmasının, çevresiyle olan ilişkisinin araştırılmasıdır.
deney 5: doğrusal
Fiziksel deneylerde kullanılan iki saniyelik top hareketinin 48 fotoğrafı Grasshopper eklentisine tanıtılıp, doğrusal olarak yerleştirilmiştir. Fotoğraflar arasındaki mesafeler eşit ve 1 birim olarak ayarlanmış ve bu aralık algoritmada değişken olarak tanımlanmıştır. Ayrıca fotoğraflardaki toplar, ayrı ayrı hareketlerin algılanması için renklendirilmiştir.
dijital model 1
Fiziksel modelde de yapıldığı gibi eğriyi oluşturmak için topların orta noktaları belirlenmiştir. Topların orta noktalarını bulmak için, topların fotoğraftan ayrışması gerekmektedir. Bunun için, önce eklenen tüm fotoğraflar, kendi içinde nokta kümesi haline getirilmiştir.
dijital model 2
Orta noktaların bulunması, kronofotografi tekniği ile dijital modelde hareketi yakalamanın birinci fazıdır. Sonra noktalardan geçen bir eğri oluşturulmuştur. Bu eğri, top hareketinin zaman düzlemindeki doğrusal olan dijital eğrisidir.
dijital model 5
dijital model 6
dijital model 7
- Model parametrik olarak kurgulandığı için, farklı top hareketinin fotoğrafları tanımlanarak, hızlı bir şekilde yeni eğriler oluşturulabilir.
- İki fotoğraf arasındaki mesafenin değiştirilmesi, eğrinin pürüzsüzlüğünü etkiler. Aralığın artması, eğriyi oluşturan kontrol noktalarında yumuşak geçişler sağlarken, aralığın azalması daha derin geçişler sağlar.
- Algoritma yazılırken tanımlama önemlidir. Fotoğraflara renk filtrelemesi yapılırken arka plan renginin tek renk ve koyu olması, topların tanımlanmasında kolaylık sağlayacaktır.
- Gerçek zamanlı top hareketi verileri kullanılması kuvvetler etkisindeki eğrilerin periyodik olarak tekrar oluşturmasını sağlamıştır. Ancak tekrarlar arasında, yükseklik farklarının oluştuğu gözlemlenmiştir.
- Toplar, uzayda aynı noktalardan geçmesine rağmen, doğrusal olarak ilerleyen hareketlerinin izleri, birbiriyle kesişmemektedir. Dijital modelde daha net görülmüştür.
- Dijital modelde eğriler oluşturulduktan sonra, eğrilerin fiziksel halini görmek için 3D yazıcı kullanılmıştır. Bu durum, dijital modelin fiziksel model ile gözlemlenmesine olanak sağlamıştır.
fiziksel model 11
deney 6: dairesel
Deney 5 için kullanılan Grasshopper tanımında sadece birim zaman parametresinin değişkenleri değişecektir. Önce bir daire ve üstünde eşit aralıklı 48 nokta oluşturulmuş ve bu noktalara ise fotoğraflar yerleştirilmiştir.
Temel Hareketin Dairesel Yörünge ile Dijital Modeli
Topların orta noktalardan geçen eğriler oluşturulmuştur. Dijital modelde hareketin başlangıç ve bitişi, fotoğraflarda aynı olmadığı için eğriler birleşmemiştir.
Dijital Modelde Hareketin Eğrileri
- Model parametrik olarak kurgulandığı için, farklı top hareketinin fotoğrafları tanımlanarak, hızlı bir şekilde yeni eğriler oluşturulabilir.
- İki fotoğraf arasındaki mesafenin artması, eğriyi oluşturan kontrol noktalarında sert geçişler sağlarken, aralığın azalması daha yumuşak geçişler sağlar. Bu noktada doğrusal modelin tam tersi şeklinde olduğu gözlemlenmiştir. Ancak mesafe artarken doğru orantıda fotoğraf sayısı da artarsa, dairenin çapı büyüdüğü için eğriler yumuşamaktadır.
- Dijital modelde eğriler bir döngü oluşturmamıştır. Çünkü hareketin başlangıç ve bitiş karesinde topların orta noktaları devamlılık sağlamamaktadır.
- Eğriler topun hareketinin zamansal düzlemdeki eğrisel olma durumuna, yörüngenin dairesel olmasının eğriselliği eklenmiştir.
- Gerçek zamanlı top hareketi verileri kullanılması kuvvetler etkisindeki eğrilerin periyodik olarak tekrar oluşturmasını sağlamıştır. Ancak tekrarlar arasında, yükseklik farklarının oluştuğu gözlemlenmiştir.
- Toplar, uzayda aynı noktalardan geçmesine rağmen, dairesel olarak ilerleyen hareketlerinin izlerinde de birbiriyle kesişmemektedir. Dijital modelde daha net görülmüştür.
deney 7: mobius şeridi
Deney 4 ve 5 için kullanılan Grasshopper tanımında sadece birim zaman parametresinin değişkenleri değişecektir. Önce mobius şeridinin yüzeyinde eşit aralıklı 38 nokta oluşturulur. Sonra, fotoğraflar, bu noktalara kendi ekseni doğrultusunda yüzeye dik bir şekilde yerleştirilmiştir. Şerit, topolojik tanımından dolayı iç ve dış yüzey oluşturmaz, tek bir yüzey hem içi hem de dışı oluşturur.
Dijital Modelde Fotoğrafların Mobius Şeridi Dizilimi
Deney 5 ve 6'da yapıldığı gibi önce fotoğraflar nokta kümesine çevrilmiş, sonra renk filtresi kullanılarak sadece topların nokta kümeleri tanımlanmıştır. Her topun nokta kümesinin orta noktası bulunmuştur.
Orta noktalardan geçen eğriler oluşturulmuştur. Dijital modelde hareketin başlangıç ve bitişi, fotoğraflarda aynı olmadığı için eğriler birleşmemiştir.
Dijital Modelde Hareketin Eğrileri
- Model parametrik olarak kurgulandığı için, farklı top hareketinin fotoğrafları konularak, hızlı bir şekilde yeni eğriler oluşturulabilir.
- İki fotoğraf arasındaki mesafenin değiştirilmesi, eğrinin pürüzsüzlüğünü kendi içinde değişken şekilde etkiler. Mobius şeridinin topolojik yapısı gereği, aralığın artması veya azalması sonucunda kontrol noktalarındaki geçişler yüzeyde ilerledikçe farklı davranmaktadır.
- Dairesel yörüngeden farklı olarak eğrilerin mobius şeridine göre yüksekliklerinde değişkenlik gözlemlenmiştir.
- Dijital modelde eğriler bir döngü oluşturmamıştır. Çünkü hareketin başlangıç ve bitiş karesinde topların orta noktaları devamlılık sağlamamaktadır.
- Topun hareketinin zamansal düzlemdeki eğrisel olma durumuna, yörüngenin dairesel olmasının eğriselliği ve eğrilerin dönmesi eklenmiştir.
- Gerçek zamanlı top hareketi verileri kullanılması kuvvetler etkisindeki eğrilerin periyodik olarak tekrar oluşturmasını sağlamıştır. Ancak tekrarlar arasında, yükseklik farkları ve kendi eksenlerinde dönmelerin oluştuğu gözlemlenmiştir.
- Ortaya çıkan eğrilerin, yer ile ilişkisi gözlemlenmemiştir.
- Fiziksel modele göre daha fazla fotoğrafın kullanılmasıyla eğriselliğin arttığı gözlemlenmiştir.
dijital deneylerin tartışılması (deney 5-6-7)
Dijital Modelde Hareketin Eğrileri
- Üç deneyde de farklı top hareketinin oluşturduğu eğrilerin çeşitliliği, parametrik olarak sağlanmıştır.
- Fotoğraflar arası mesafenin değişkenliği üç dijital modelde eğrinin pürüzsüzlüğünü belirlemektedir. Doğrusal modelde, aralık arttıkça eğrinin kontrol noktalarında geçiş yumuşar; Dairesel modelde, aralık artıkça geçişler derinleşir, Mobius şeridi modelinde ise aralık artıkça, eğrinin pürüzsüzlüğü değişkenlik göstermektedir. Bunun sebebi mobius şeridinin topolojik durumudur.
- Deney 5'te eğrinin doğrusal olarak hareket etmesi, sonsuza kadar aynı bilgiyle ilerleyebileceğini göstermektedir. Deney 6 ve deney 7'de geometrileri döngüsel olsa da ilk fotoğraftaki toplar, son fotoğraftaki topları ile aynı konumda değildir. Bu noktada iki modelde döngüsellik gözlemlenmemektedir.
- Üç deneyde de topun hareketinin kendi eğriselliği vardır. Dairesel modelde, kendi eğriselliğinin yanında bir merkeze bağlı yatay radyal bir dönüş vardır. Mobius Şeridinde ise bu iki eğrisellikle birlikte, dikey radyal dönüş gözlemlenmektedir.
- Üç deneyde de gerçek zamanlı top hareketi verileri kullanılması kuvvetler etkisindeki eğrilerin periyodik olarak tekrar oluşturmasını sağlamıştır. Ancak tekrarlar arasında, yükseklik farklarının oluştuğu gözlemlenmiştir.
deney 8: parametrik eğri araştırmaları
Deneyler sonucu ortaya çıkan eğriler ve kontrol noktaları ile parametrik ilişkiler kurgulanarak dijital deneyler yapılmıştır. Temel hareketin zaman düzleminde oluşan eğrileri ve eğriler üzerinde oluşan kontrol noktaları, değişkenlere bağlı olarak parametrik hale getirilmiş ve noktalar arasında eğri oluşturulmuştur. Kontrol noktaları, fotoğraflardaki topların orta noktalarıdır. Dönüşüme açık, eğri ve yüzey varyasyonları üretilmiştir.
Bu varyasyonda, fotoğraf düzlemindeki topların orta noktaları lineer bağlantılar ile birleştirilmiştir. Zeminle ilişki kurduğu durumda hem yatay hem dikey konumlanması strüktürel sistem sunmaktadır.
Temel Hareketin Parametrik Eğri Araştırması
Bu varyasyonda eğri üzerindeki kontrol noktalarından birden çok lineer çizginin diğer kontrol noktalarıyla ilişkisi gözlemlenmiştir. Eğriler arası ağsı bir yapı oluşmaktadır.
Temel Hareketin Parametrik Eğri Araştırması
İkili eğriler arası yüzeyler oluşturulmuştur. Minimal yüzeyler gözlemlenmiştir.
Temel Hareketin Yüzey Araştırması
deney 9: koreografik eğriler
Belirli hareketler bütününe koreografi denir. Top hareketinde süreklilik kaybolmadan devam eden iki top hareketinin ilişkisi gözlemlenmektedir. Bu deneyde, farklı top hareketlerinin sırayla oluşturduğu kombinasyon tek bir eğri oluşturmaktadır. Temel hareket ve alternatif hareketin arka arkaya sıralanmasıyla oluşan eğri incelenmiştir. Tez sonrası araştırmalarda kullanılacaktır.
Koreografik Eğri Deneyi
deney 10: çekim alanı araştırmaları
Parametrik tasarımla birlikte konvansiyonel çalışma ile elde edilemeyecek kompleks düşünceler, modelleme programları ile tasarlanması kolay hale gelmiştir. Çekim kuvveti de doğal bir kuvvettir. Bu deneyde, çekim alanına sahip top hareketi eğrilerinin çevresiyle etkileşimi gözlemlenmiştir. Eğrinin çevresi, akışı temsil eden lineer çizgilerden oluşmakta ve eğrilerde çekim alanı oluştuğunda tepki vermektedir. Temel hareketin, doğrusal yörüngeyle oluşan eğrileri (Dijital Model 7) ve mobius şeridi ile oluşan eğrileri (Dijital Model 16) kullanılmıştır.
Temel Hareketin Doğrusal Yörünge ile Çekim Alanı Araştırması
Temel Hareketin Mobius Şeridi ile Çekim Alanı Araştırması
fiziksel deney 1-2-3 ile dijital deney 5-6-7 tartışması
- Fiziksel deneyler, dijital deneylere altyapı oluşturarak, Grasshopper eklentisi için parametreler tanımlamıştır.
- Fiziksel modelde, fotoğraflar arası mesafenin değişiminin etkisini anlamak için ya tekrar model yapmak gerekmekte ya da hayal etmek gerekmektedir. Dijital modelde ise bu aralık bir değişken olarak tanımlandığından, bu etki çok daha hızlı ve karşılaştırılması kolay olmuştur.
- Dijital modelde eğriler, fiziksel modellere göre daha tanımlı olduğundan hem eğri pürüzsüzlüğü hem de eğriler arası ilişki daha net gözlemlenmiştir.
- Dijital modelde, fiziksel modele göre daha fazla fotoğrafın kullanılması, eğrinin daha fazla sayısal veri ile oluşmasını sağlamıştır.
- Fiziksel ve dijital modellerin ikisinde de tekrar çok açık gözükmektedir.
- Dijital modelden elde edilen eğrinin, 3D yazıcı ile fiziksel modele çevrilmesi, dijital modeli daha iyi anlamayı sağlamıştır. Başka bir deyişle, fiziksel modeller, dijital modelden daha tanımsız olsa da elle tutulduğunda potansiyellerin keşfi için önemlidir.
gözlem: tabiat fenomenleri ve dinamik parametreler
Topun hareketi ve uzayda oluşturduğu eğri hem fiziksel hem dijital olarak deneyimlenerek, dijital deneylerle birlikte algoritmalar oluşturulmuştur. Bu algoritmalar, gözlem bölümünde kullanılarak, yeni eğrileri ve bilgi içeren yüzeyleri ifade eden varyasyonlar üretilmiştir. Bu bölümde, tabiat fenomenlerinden yer çekimi ve rüzgâr parametrelerinin analiz edildiği çekimler yapılmış; video sonrası prodüksiyon süreci ile eğriler oluşturulmuştur.
3.1. gözlem süreci
Yer çekimi fenomeninin etkisini anlamak için temel hareket kullanılarak farklı ağırlıktaki top setleriyle hareket ve hareketin oluşturduğu eğri gözlenmiştir. Bu gözlemde farklı ağırlıktaki topların aynı kuvvetle atılarak hareketi sağladığı kabul edilmiştir. Kesin olarak aynı kuvvette atılamayacak olsa da önce topu aynı kuvvette atma çalışması yapılmış olup topun aynı kuvvetlere yakın şekilde atılması sağlanmıştır. Bu duruma göre üç farklı ağırlıkta top setleri deneye özel yapılmıştır. Bu ağırlıklar hassas tartı ile ölçülerek 30-40g, 140g, 240-250g olarak belirlenmiştir.
| top seti | ölçülen ağırlık | top sayısı |
|---|---|---|
| hafif top | 30 - 40 g | 7 adet |
| orta ağırlıklı top | 140 g | 7 adet |
| ağır top | 240 - 250 g | 7 adet |
top setleri ağırlıkları
Rüzgâr fenomeninin etkisi açık alanda gözlemlenmiştir. Rüzgârın topun hareketine etkisini gözlemlemek için hem kapalı hem açık alanda çekimler yapılmıştır. Kapalı alan, Antalya’da Tadah adlı mekânda tercih edilmiştir. Alan, içeride hava akımının oluşmadığı, kapıların ve pencerelerin kapalı olduğu şekilde düzenlenmiştir. Açık alan çekimi ise İstanbul Suadiye sahilinde yapılmıştır. Araştırmada rüzgârın şiddeti değerlendirilmemiştir; topun hareketini etkileyen bir rüzgâr şiddeti tercih edilmiştir. Video çekildiği zaman aralığında ortalama 20 km/sa hızla rüzgâr ölçülmüştür. Rüzgâr etkisinin gerçek zamanlı verilerinin kaydedilmesi önemlidir; çünkü rüzgâr etkisinin oluşan eğri üzerindeki dönüşümü ile oluşacak varyasyonlar, topolojik düzlemi sarsmaktadır.
Fotoğraf 19. Kapalı Alan - Açık Alan (Tadah Antalya & Suadiye Sahili)
Gözlem; hazırlık, video çekimi ve video sonrası prodüksiyon olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Hazırlık aşamasında, topların video programında maskelenmesi için farklı renklere sahip toplar üretilmiştir. Üç farklı ağırlıktaki top setine, üç farklı renk skalası uygulanmıştır.
Fotoğraf 20. Hafif Top Seti
Fotoğraf 21. Orta Ağırlıklı Top Seti
Fotoğraf 22. Ağır Top Seti
Video çekimi Canon 200D ile 24 kare (fps) olarak çekilmiştir. Hareket, topun başladığı noktadan tekrar aynı noktaya gelmesi olarak tanımlanmıştır. Bu da her top setinde hareketin farklı sürelerde olmasını sağlamıştır. Video sonrası prodüksiyon kısmında hareket yakalama tekniği geliştirilmiş ve Adobe Premiere programı kullanılmıştır. Topların farklı renklerde olması, maskeleme aşamasında video programının topları daha kolay algılamasını sağlamış; ayrıca Grasshopper programında topları ve arka planı ayırmak için ışık ayarları optimize edilmiştir. Son aşama olarak kronofotografi tekniğini kullanmak için videolar fotoğraflarına ayrılmış ve Grasshopper programında kullanıma hazır hale getirilmiştir.
Fotoğraf 23. Video Çekimi ve Prodüksiyon Aşaması
Fotoğraf 24. Maskeleme ve Işık Ayarı Aşaması
3.2. gözlem deneyleri
Deneyler sonucu zaman/hareket kavramı gözlemlenmiş ve algoritmalar oluşturulmuştur. Algoritmada topun orta noktaları tanımlanmış ve bu noktalardan geçen eğriler oluşturulmuştur. Gözlem bölümünde ise deneyler gözlemlenip tasarım parametreleri tanımlanmış ve bir algoritmada birleştirmek için gözlem deneyleri yapılmıştır. Gözlem deneyleri, yer çekimi etkisini tanımlamak ve rüzgâr etkisini gözlemlemek üzerine kurgulanmıştır.
Gözlem deneyleri sonrasında oluşan tasarım parametreleri; yer çekimi etkisiyle değişen yükseklikleri farklı ağırlıklı toplar kullanarak tanımlamış, rüzgâr etkisini ise açık alanda top hareketini gözlemleyerek ortaya koymuştur. Bu gözlemlerden elde edilen veriler ile süreci kompleks hale getiren hesaplanabilir ve uyumlanabilir tasarım parametreleri oluşturulmuş; fiziksel verinin dijital veriye çevrilmesi ile doğal kuvvetlerin etkisinin gerçek zamanlı olarak algoritmik süreci oluşturması sağlanmıştır. Gözlemlenen hareketin izi tek bir nihai eğri önermektense, eğriyi oluşturan tasarım sürecini önerir.
- hareket: Temel ve alternatif hareket olarak çekilen top hareketi fotoğrafları kullanılmıştır. Gerçek zamanlı elde edilen verilerin eğrilere dönüşmesi sağlanmıştır.
- ağırlık etkisi: Kapalı ve açık alanda gözlemlenen farklı ağırlıktaki topların tepe noktası yüksekliği ve kütle ilişkisi kurgulanmıştır.
- rüzgâr etkisi: Hafif topun açık alanda gözlemlenmesiyle ortaya çıkan eğri sapmaları irdelenmiştir.
- yörünge: Doğrusal, dairesel ve Möbius şeridi yörüngeleriyle eğrilerin uzamsal farklılaşması ve varyasyon üretimi sağlanmıştır.
- fotoğraflar arası mesafe: Mesafenin bir değişken olarak kontrol edilmesiyle eğri pürüzsüzlüğünün zamansal dönüşümü incelenmiştir.
3.2.1. hareket
Hareket parametresi kapsamında, temel hareket (333) ve alternatif hareket (423) olarak iki farklı dizi incelenmiştir. Algoritmada bu parametre hareketin seri fotoğrafları olarak tanımlanır. Kullanılmak istenen hareketin videosu çekilip fotoğraflara ayrıldıktan sonra algoritma fotoğraftaki topları algılar ve orta noktalarını tanımlar.
Diyagram 22. Temel Hareket (Performans: Till Rautert)
Diyagram 23. Alternatif Hareket (Performans: Till Rautert)
Diyagram 24. Temel Hareket ve Alternatif Hareket Karşılaştırması
3.2.2. ağırlık etkisi
Yer çekimi, topun havada yer değiştirmesini belirler. Top elden bir itme kuvvetiyle atılır. Bu atış kuvvetinin etkisi top yükseldikçe yer çekimi kuvveti karşısında azalır ve tepe noktasında düşey hız sıfıra iner. Yer çekiminin etkisi sürdüğü için top düşüşe geçer. Tüm bu süreçte iç ve dış kuvvet dengeleri sürekli bir dönüşüm içindedir. Bu dönüşüm doğrudan eğrinin pürüzsüzlüğü ve tepe noktası yüksekliği ile ilişkilidir.
Deneyde hafif top (30-40g), orta ağırlıklı top (140g) ve ağır top (240-250g) olmak üzere üç ayrı ağırlık kullanılmıştır. Yaklaşık aynı kuvvette atılan toplarda ağırlık arttıkça tepe noktası yüksekliğinin azaldığı gözlemlenmiştir. Hafif küre en yüksek seviyeye ulaşır.
Diyagram 25. Farklı Ağırlıktaki Topların Yükseklik İlişkisi
Doğrusal yörüngede oluşan eğrilerde yükseklik farkları açıkça okunmaktadır: Yeşil olan hafif topu, mavi olan ağır topu temsil eder. Ağırlık arttıkça tepe noktası alçalır. Bu doğrultuda 30g, 140g ve 250g ağırlıklar sırasıyla h3, h2 ve h1 yükseklik parametreleri olarak algoritmaya aktarılmıştır.
3.2.3. rüzgâr etkisi
Rüzgâr etkisinin doğal dinamiklerini yakalamak adına dijital simülasyon yerine açık sahilde fiziksel çekimler yapılmıştır. Fiziksel ortamda rüzgâr etkisinde top hareketi kaydedilmiş ve eşit zaman aralıklarındaki koordinatlar çıkarılmıştır. Temel hareket üzerinden hafif top ile deney gerçekleştirilmiştir.
Diyagram 26. Rüzgâr Etkisinde Temel Hareket
Top hareketinde rüzgâr etkisi ile nesnenin ağırlığı ters orantılıdır. Kütle arttıkça rüzgâr kuvvetinin saptırma etkisi zayıflar. En belirgin yatay yer değiştirme hafif topta kaydedilmiştir; ağır topta ise aynı rüzgâr şiddetinde belirgin bir yatay sapma gözlemlenmemiştir.
Diyagram 27. Rüzgâr Etkisinde Temel Hareket ve Sapmalar
Diyagram 28. Açık Alan ve Kapalı Alan Gözlemi
Kapalı alanda rüzgârsız ortamda gözlemlenen top hareketi periyodik ve ritmik bir döngü üretir. Açık alanda rüzgâr etkisi altındaki eğride ise sapma özellikle tepe noktasında belirginleşir. Rüzgâr yönündeki bu ötelenme ritmik tekrarı bozar; kuvvetlerin dinamik etkileşimini görünür kılan asimetrik doğal bir eğri oluşturur.
Diyagram 29. Eğrinin Tepe Noktasında Rüzgâr Kaynaklı Değişimi
Dijital Model 23. Rüzgâr Etkisi ile Oluşan Eğriler
Diyagram 30. Kapalı ve Açık Alanlarda Oluşan Eğrilerin Karşılaştırılması (Mor: Kapalı Alan / Sarı: Açık Alan)
Dijital ortamdaki karşılaştırmada mor eğriler kapalı alanı, sarı eğriler ise açık alanı temsil eder. Rüzgâr etkisi altındaki eğrilerde birbirini birebir tekrar etmeyen ancak hesaplanabilir noktalar dizisi ortaya çıkmıştır. Bu sapmalar topolojik yüzey kurgusunun temel veri girişini oluşturur.
3.2.4. yörünge
Yörünge parametresi; Doğrusal, Dairesel ve Möbius Şeridi olmak üzere üç eksende kurgulanmıştır. Muybridge kronofotografi mantığı kullanılarak farklı ağırlıktaki toplarla yapılan deneyler dijital ortamda yinelenmiştir. Yörüngenin değiştirilmesi, zaman düzlemindeki yerleşim kurgusunun çeşitlenmesini ve eğrilerin topolojik olarak bükülmesini sağlar.
Diyagram 31. Yörünge Parametresi Şeması
Diyagram 32. Hafif Top ile Temel Hareket (Performans: Till Rautert)
Dijital Model 24. Temel Hareket Doğrusal Gözlem Eğrileri
Dijital Model 25. Temel Hareket Dairesel Gözlem Eğrileri
Dijital Model 26. Temel Hareket Mobius Şeridi Gözlem Eğrileri
Diyagram 33. Alternatif Hareket (Performans: Till Rautert)
Dijital Model 27. Alternatif Hareket Doğrusal Gözlem Eğrileri
Dijital Model 28. Alternatif Hareket Dairesel Gözlem Eğrileri
Dijital Model 29. Alternatif Hareket Mobius Şeridi Gözlem Eğrileri
Ağırlık farklarının (hafif, orta, ağır) her bir yörünge üzerinde ürettiği tepe noktası yükseklikleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir.
Diyagram 34. Temel Hareket - Doğrusal Yörünge Karşılaştırması
Diyagram 35. Temel Hareket - Dairesel Yörünge Karşılaştırması
Diyagram 36. Temel Hareket - Mobius Şeridi Karşılaştırması
Diyagram 37. Alternatif Hareket - Doğrusal Yörünge Karşılaştırması
Diyagram 38. Alternatif Hareket - Dairesel Yörünge Karşılaştırması
Diyagram 39. Alternatif Hareket - Mobius Şeridi Karşılaştırması
3.2.5. fotoğraflar arası mesafe
Kronofotografi hareketin iki boyutlu temsilidir. Muybridge fotoğrafları yan yana dizerek, Marey ise tek karede üst üste bindirerek hareketi ifade etmiştir. Bu araştırmada ise sabit bir konumdan çekilen fotoğraflar zaman düzlemine yerleştirilmiş; hareket üçüncü boyut ve zaman ekseninin eklenmesiyle topolojik olarak yeniden tanımlanmıştır.
Dijital Model 30. Araştırmada Kullanılan Yörüngeler
Algoritmada zaman düzlemi, fotoğraflar arası uzaklık ve fotoğraf sayısı üzerinden kurgulanmıştır. Her iki parametre eğrinin pürüzsüzlüğünü ve toplam uzunluğunu belirler. Muybridge ve Marey fotoğraflar arasında eşit mesafeler kullanırken, bu araştırmada topolojik düzlem sayesinde fotoğraflar arası mesafe istendiği gibi değişken hale getirilebilir. Bu esneklik, sabit bir geometri yerine sonsuz sayıda biçimsel varyasyonun türetilmesini sağlar.
model: parametrik algoritma ve yüzey varyasyonları
Belirlenen tüm dinamik parametreler (Hareket, Ağırlık, Rüzgâr, Yörünge, Fotoğraf Mesafesi, Materyal Yoğunluğu) Grasshopper üzerinde açık kodlu bir tasarım süreci modelinde birleştirilmiştir.
materyal yoğunluğu ve etkileşim alanları
Kürelerin çapı ve yüzey sertlik katsayıları değiştirilerek aralarındaki etkileşim alanları tanımlanmış; sert yoğunlukta keskin kıvrımlar, yumuşak yoğunlukta ise sürekli ve akışkan izomorfik yüzeyler üretilmiştir.
10 topolojik varyasyon ve 3b modeller
Model, tek bir nihai yapı formu dayatmaz; sisteme giren her anlık dış kuvvet verisine göre kendini yeniden organize eden sonsuz sayıda biçimsel olasılık sunar.
etkileşimli yüzey varyasyonları
Ortaya çıkan 10 farklı topolojik varyasyon modeli, tekil bir nihai ürün önermek yerine parametrik sistemin anlık kuvvet değişimlerine nasıl adapte olduğunu belgeler.